ZORDU 15 TEMMUZ’U ANLATMAK

Zordu bugün,  zordu elimin kalem tutması,

Yüreğimin içindekileri size aktarmam zordu.

Zordu çünkü ortada bir savaş yoktu bizim bildiğimiz,

Kardeş dediklerimiz vurdu…

Zordu yazmak bugün, zordu.

15 Temmuz’daki darbe girişimini bastırma mücadelesinde, iki önceki görev yeri olan 66. Tugay Topkule Kışlasına giderek ağır silahların ve araçların çıkmasını engelleyen,  emanet kınalı kuzularımızı korumaya çalışan ve “BAYRAĞIMIZI KANININ SON DAMLASINA KADAR YÜKSEKLERDE TUTARAK” şehit düşen çok değerli ağabeyim, çok değerli komutanlarımızdan biri Piyade Kurmay Albay SAİT ERTÜRK’ün kızı Ceren’in, babasının şehit haberini aldıktan sonra yazabildiği duygu dolu mektubuyla baş başa bırakmak istiyorum sizi. Çünkü zordu bugün yazmak…

“ İki gün önce babamı aldılar benden. Benden, 8 yaşındaki mis kokulu kardeşimden, biricik aşkı Ceylan’ından, doğurup büyüten, gözünün yaşına kıyamayan anneciğinden, benden kardeşimden farklı görmediği kardeşinden, dostlarından, kardeşlerinden, sevdiklerinden. Gece telefonda konuşmuştum babacığımla. Bana hiçbir şey paylaşma beğenme sosyal medyada ortalık karışık yanlış anlaşılmaya izin verme dedi. Başına gelmişti çünkü. Kaç yıldır o şerefsiz itlerin oyunlarıyla, kumpaslarıyla, ayağını kaydırmaya çalışanlarla uğraştı dün son yolculuğunda da yalnız bırakmayan bir sürü silah arkadaşı gibi. Ama sonra bir daha konuştuk. Tek tek o vatan hainlerinin, o şerefsizlerin, beddualarımın teker teker ulaşacağına emin olduğum o itlerin isimlerini saydı. Bana onların isimlerini bıraktı hissetmiş gibi. Anneme de söyledi. İkimiz de çok şaşırdık ateş püskürüyor ilk defa açık açık konuştu diye. Kimseyi zan altında bırakmazdı çünkü benim babam. Bu şerefsizlere dur demek gerekiyor, sabaha durulur ortalık, toplarız biz onları dedi. Baba evde dur gitme dedim. Tamam evdeyim dedi. Ama durur mu benim yürekli babam. Araç istemiş göndermemişler, gitmeyin ortalık karışık demişler. Gitmek zorunda değilken aramış valilikten araç istemiş. Anneme, sağ olsun valilik araç yolladı polis arkadaşlarla birlikte işe gidiyorum demiş. İşten kastı çalıştığı yer değilmiş. Herkesi kendi gibi şerefli, onurlu sanan babam eski çalıştığı, ayaklanan 66. Tugay’a gitmiş. Onlar beni dinlerler, severler demiş. Engellemeye çalışmış, emir astsubayı gitmeyin, yollamam komutanım çatışma olabilir demiş. İnmiş arabadan doğru yolda olmadıklarını söyleyip size emrediyorum demiş. O orda ne kadar yürekliyse, bir o kadar kendini bir bok zanneden şerefsiz vatan hainleri ateş açmışlar. Hiç durur mu benim babam? Siper etmiş kendini iki kişi için. Onlar ölmesin, onlar vurulmasın diye kendini siper etmiş kahramanım, şehidim benim.

Dün son kez gördüm onu. Dedelerimi verdim toprağa ama hiç ölen insan görmemiştim. Hiç şehit görmemiştim. 32 diş gülümsüyordu inanamadım.

Canımın en içi, biriciğim, vatanı için yıllarca çalışan dürüst, vicdanlı, akıllı kahramanım cenneti gördüğü için 32 diş gülüyordu. Son kez dokundum babama. Yüzüne karşı dolu dolu babam dedim. Beni duyduğunu biliyorum. Beni cennetten de görebildiğini, sevebildiğini, özlediğini biliyorum babam benim. Küçük kuzun, aşkın, anneciğin, kardeşin, kardeşlerin, Eylül’ün, Bartuş’un bana, ben onlara emanetim. Biliyorum gözün zaten arkada değil çünkü çok güvendiğin, çok sevdiğin insanlar bıraktın arkanda. Hep yanımızda olduğunu hissettir bize olur mu? Koruyucumdun benim, şimdi de koruyucu meleğim oldun biliyorum ben. Ağladığımızı görünce üzülme babacım. Özlediğimiz için. O kitaplarını altını çize çize okumanı, ilk 3-4 harfini yazıp gerisini hafif karaladığın yazını, sana alışveriş yaparken bize çok güvenmeni,  bana bol gelse de şimdi benim kolumda olan saatini takınca daha da havalı olduğun masada bıraktığın güneş gözlüğünü, bir bacağını altına koyup diğerini uzatarak elinde kumanda oturmanı, İsveç diyetlerini,  o küçültmek istediğin göbeğini, her akşam çıktığın yürüyüşlerini, birlikte izlediklerimizi, konuştuklarımızı, planlarımızı, tavsiyelerini, isteklerini, bize olan sonsuz saygını ve özlediğimiz için. Yine sana anlatacağım okulda olanları, her akşam yine karşımda sen oturuyormuş gibi yiyeceğim yemeklerimi, kışın salep yapıp seninkini anneme içireceğim, yazın dondurma koyacağım akşamları, ama bak soğuk sade sodanı her akşam içeceğim. Anneme, İrem’e sarılacağım kapıyı açınca senin sarıldığın gibi. Annemi saçlarından öpeceğim. Seni çok özlüyorum, daha da çok özleyeceğim. Seni çok seviyorum, hep seveceğim.”

15 Temmuz 2016’daki darbe girişimini bastırma mücadelesinde şehit düşen tüm vatan evlatlarımızı rahmetle, saygıyla ve özlemle anıyorum. Geride kalanlara Allah sabır versin, şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun inşallah. Yüce Allah’ım bir daha Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü kimseye sınatmasın, bu son olsun inşallah. Allah’ım bizi vatansız, bayraksız bırakmasın, amin. 

VATAN SAĞ OLSUN…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir