NİOBE’NİN EFSANESİ VE GÖZYAŞI ŞİŞELERİ

Güzel ülkemin her köşesi ayrı bir cennet. Hele ki gezip gördüğünüz yerlerin, kulaktan kulağa yayılmış bir de efsanesi varsa… Efsanelerini bilerek gezdiğiniz yerlerde ise ayrı duygular hissediyor, daha farklı bir bakışla geziyor, görüyor, düşünüyorsunuz…

İşte Ağlayan Kaya, diğer adıyla Niobe Kayası da efsanesiyle ünlü, ülkemizin gezilip görülmesi gereken doğal güzelliklerinden biri. Yakından bakıldığında taştan ibaret gibi görünen ama biraz uzaklaştığınızda doğal aşınma sonucunda oluşan, başı önüne eğik, ağlayan bir kadın suretini görebilirsiniz. Ağlayan bir kadına benzetilen bu kayanın, efsaneye göre Zeus’un taşa dönüştürdüğü Niobe’yi temsil ettiğine inanılıyor.

Manisa ilimizde, Spil dağı eteklerinde olan Ağlayan Kaya’nın efsanesi şöyle: “Yarı tanrı Tantalus ve eşi Dione’nin kızı olan Niobe, çocukluğunu Tanrıça Hera (bazı kaynaklarda Leto ismiyle anılır) ile birlikte bu bölgede geçirmiş. Niobe evlilik çağına geldiğinde, Thebai Kralı Amphion ile evlenir. Bu evlilikten kimi kaynaklara göre yedisi kız, yedisi erkek olmak üzere 14, kimi kaynaklara göre ise altısı kız, altısı erkek olmak üzere 12 çocuğu olur. Niobe’nin çocukluk arkadaşı Hera ise Zeus ile evlenerek Apollon ve Artemis adında iki çocuğa sahip olur.

Bir süre sonra Niobe, Hera’nın sadece iki çocuğu olduğu için onu küçümser. Kendisini Hera’dan üstün görmeye başlayan Niobe, Thebai halkına, kendisine tapmalarını emreder. Bu sırada bir rüzgar Niobe’nin sözlerini Menderes Irmağı’nın kıyısında dinlenen Hera’nın kulağına fısıldar. Bu duruma öfkelenen Hera, olup biteni çocuklarına anlatır ve onlardan Niobe’yi cezalandırmalarını ister. Bunun üzerine Apollon ile Artemis, Niobe’nin tüm çocuklarını okla öldürür. Çocuklarının cesetleriyle baş başa kalan Niobe, günlerce ağlar. Zeus, onun bu haline acır ve acısını dindirmek için Niobe’yi ağladığı yerde taş haline getirir.”

Efsaneye göre, kayanın göz çukuruna benzeyen girintilerinden sızan suyun, Niobe’nin gözyaşları olduğu, hatta Manisa’nın meşhur sarı üzümlerinin, Niobe’nin gözyaşlarıyla sulanan bağlarında yetiştiği söyleniyor.

Bilmeyenleriniz varsa, Ağlayan Kaya ile tanıştırmak istedim bugün sizi.

 Öte yandan da Niobe’nin gözyaşları bana, gözyaşının ne kadar kıymetli olduğunu ve eski çağlarda ölülerin arkasından ağlayanların, kendisine verdikleri değeri göstermek için, gözyaşlarını gözyaşı şişesine doldurup mezara bıraktıklarını da hatırlattı.

Evet, doğru duydunuz! Gözlerimizden akıttığımız bu su birikintileri o denli değerli ki, ince ve narin bir kap olan, Urganterium denilen gözyaşı şişesinde toplanıyormuş eski çağlarda.

Yüreğimizden içtenlikle süzülüp gelen; yıkılmışlıkların, yok olmuşlukların, çaresizliklerin, yorgunlukların, sevinçlerin okyanuslarda buluştuğu anlardır ağladığımız anlar. Kimsesiz, aşksız, hatta vatansız kendi derinliklerimizde kaybolmuşuzdur ağlarken…

Can Yücel’in dediği gibi, “Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.”

Yürekten süzülüp geldiği içindir ki Niobe’nin efsanesini hatırladım ve bilmeyenlerinizle tanıştırmak istedim Niobe’yi ve Ağlayan Kaya’yı… Belki bir gün sizin de yolunuz Manisa’ya düşer, görmek istersiniz Ağlayan Kaya’yı ve beni hatırlarsınız bu efsaneyi duymuştum diye…

Çektiğimiz acılar karşısında duyduğumuz üzüntülerimizi ya da büyük sevinçlerimizi yaşarken her organımız farklı tepkiler gösterir ama tepkisini hepimizin gördüğü ve etkilendiği gözlerimiz, kıymetli gözyaşlarıyla yansıtır bunu…

Olur da bundan sonra gözyaşlarınızı şişelere dökmek isterseniz, sonra da ezkaza o şişeleri kırıp ortalığı suların sellerin götürmesine izin vermeyin emi… 🙂

Şaka bir yana, Niobe’nin efsanesiyle tanışalım derken, gözyaşının değerine, gözyaşı şişesine de değinmiş olduk kısacık…

Her daim sevinç gözyaşları dökmemiz dileğimle, sevgiyle kalın…

NİOBE’NİN EFSANESİ VE GÖZYAŞI ŞİŞELERİ” için 2 yorum

  • Eylül 3, 2019 tarihinde, saat 10:20 am
    Permalink

    Takipteyim arkadaşım kalemine yüreğine sağlık 👍🙂🍃

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir